29 Ekim 2008 Çarşamba

SIMPLE

Be a simple kind of man.
Be something you love and understand.

Hepsi bu(-ymuş).

"Lynyrd Skynyrd"

17 Ekim 2008 Cuma

Schindler'in Listesi

Aslında ne yazacağımı pek bilemiyorum, sadece içimde dolup taşan ne varsa öylece aksın gitsin istiyorum. Duyguların tarif edilemez nitelikte olanları bana her zaman acı vermiştir. Acı değilse bile kesinlikle hüzünlüdür ağır bir şekilde hissedilen bir duyguyu kimseyle paylaşamamak. Lakin paylaşmaya çalışmaktan hiçbir zaman geri durmamışımdır, o derin yalnızlık hissini duyumsamamak için. Küreklere asılmak için harcadığım enerjimin beni yorduğunu bilsem de asla "boşuna" demem, diyemem bu yüzden. Yine öyle bir an geldi sanırım. Yine içimde kıpırdayan bir şey var ama " güzel günler"deki gibi değil, tüketen cinsten. Üzerime yapıştırılan "eğlenceli insan" etiketinden çok uzak bir yazı olacak gibi...

ya da bilmiyorum yazmalı mı yazmamalı mı, yazılır mı yazılmaz mı... belki de sadece şunu demek lazım ki zırhlarımızı kuşansak dahi uçurumun kenarındaysak eğer bir yararı yok. Ve tesadüflerin bizi o noktaya getirmesi an meselesi. ve hikayenin devamı pamuk ipliğiyle ilgili...

25 Eylül 2008 Perşembe

Saçmalamak ya da Saçmalamamak

Bence ben de birazcık alıştırma yaparsam pekala yazabilirim. En azından, saçmalasam bile bu şekilde bomboş oturmaktan daha faydalı bir iş yapmış olurum. -Serbest Çağrışım mesela-

Aslında kendisi hakkında yazmak dışında insanın ciddi anlamda iki kelam edebilmesi bile bir deneyim ve bilgi birikimi meselesi... ya da bunları hiçbiri yoksa eğer, "hayalgücü". Zaten asıl sihir de bu sanırım.

Ama benim ne çok fazla deneyimim ne de bilgi birikimim var. Hayalgücü konusuna gelince... Olmadık yerlerde hiç olmayacak şeyler saçmalayan ben, elime kağıt-kalem ikilisini aldığımda birden sınırlarımı hatırlıyorum ve onların gerçekten bana ait olup olmadığını sorgulama gereği bile duymadan klişeleşmeye ve kokuşmaya başlıyorum. Hayalgücümde kayda değer bir şey olmadığından ve kendi hikayemden başka tanık olduğum çok fazla yaşam olmadığından yine önlenemez bir şekilde kendimden bahsetmeye başladım işte. Sorun şu ki... Kendimden bahsetmenin okuyucu tarafından - varsa tabi- pek ilgiyle karşılanmayacağını düşünüyorum.

Lakin kendimi de sırf kötüyüm diye durduracak değilim. Mesela, pekala "kendim için yazıyorum ben zaten" saçmalığı ile avunabilirim. Hem belli mi olur, zevk meselesi olan bir konuda çok da kesin konuşmamak lazım. Bu da bir diğer avuntu şekli tabi.

Herneyse, içinde kayda değer pek bir şey - tamam, hiçbir şey - olmasa da artan satır sayısı içimde umut tomurcuklarının yeşermesine sebep oluyor. - Küçük şeylerden mutlu olabilmek lazım, ve bazen hiçbir neden yokken de... - Aslında bu durumun beni neden umutlandırdığını biliyorum. Zira çok yaşamışımdır bomboş bir sayfanın başında, elimde kalemim ve kırık dökük iki cümleyle sıkıntıdan sıkıntıya gark olma durumunu. En azından eskisi gibi iyi olma telaşında değilim. Bir baskı hissetmiyorum bu açıdan. Kalemimden fırlayan kasıntı cümleler yok önümde. Tamam, gereksiz ama gereksiz olduğu kadar "ben" olan cümleler bunlar. - Bence kendime gereksiz demek istemedim. -

Tamam, konuyu bu taraftan toplamam biraz imkansızlaştı sanırım...

Aslında belki de saçmalıyor olmama bu kadar takılmamak lazım. Çünkü, yani, hangimiz saçmalamıyoruz ki? Bunu yazmak anlamında söylemiyorum sadece. Şu an bile, bulunduğun yerde dur ve etrafına bir bak. Hareket yaşamın özüdür tamam ama amaçsızca ve soluklanmadan her Allah'ın günü süren bu işkence gibi devinim delilik değildir de nedir?

Şimdi düşündüm de belki de amaçsız değildir bu delilik hali. Belki de insanlar, biz... Bir şeyden kaçıyoruzdur ve neden kaçtığımızı bile dillendiremeyecek kadar çok korkuyoruzdur ondan. Belki de bu şekilde bir kaos ortamı içinde olmasak ve herkesin düşünmeye ve köşesine çekilip hayal kurmaya vakti olsa, o zaman anlayacağız anlamsızlığımızı. O zaman hatırlayacağız hep unutmak istediklerimizi...

Evet, işte şimdi konu hakkında kendimi özgür bıraktığım için iyice içinden çıkılamaz bir hal aldı bu yazı. Neyse, bence de germeyelim boş yere birbirimizi. Ne de olsa bir nokta her şeyi halleder " . "

6 Temmuz 2008 Pazar

Tanışma

Bu benim için gerçekten zor bir iş aslında. İçimde huysuzlanan bir şeyler var ve ben çare arıyorum sadece. Bir şeyler düşünebilmenin ve üretebilmenin bir sonucu olan yazı şu halde tam da ihtiyacım olan şey sanırım. Lakin içimdeki karanlık koca evrende küçük yaşam alanlarını bulup yoklamak biraz zor, uzun süreli bir hantallıktan sonra. Yine de yeniden denemek güzel.

Merhaba.