19 Mart 2019 Salı

Tamamlanacak I


Yorgunluk.

Nihayet bir gece vakti yatağına uzandığında, bacaklarını havaya dikip küçük karıncaların izledikleri yolları takip ederken birdenbire ortaya çıktı.

Yorgunluk.
Bacakları ağrıyor, karıncalanıyor ve kafası djarum'u ilk kez içine çektiği andaki gibi bulanıyordu.

Tam da uzanıp dinlenmeye başladığı noktada bütün semptomlarını hissetmeye başlamasını ilginç buldu. Bütün gün ayaktayken ve yürüyorken ve konuşuyorken burada değildi karıncalar.


Saçları dağılmıştı.
Makyajı dağılmıştı.
Gözlerini kapatsa dudağının kenarından salya akıtacağına bile neredeyse emindi.
...

Karanlıktı.
Işığa gerek de yoktu.
Kedilerin karanlıkta daha iyi gördükleri söylenir.
Belki de kediyimdir, dedi.

Çünkü konuşan hep O'ydu.



13 Mart 2019 Çarşamba

pessimisten arznei

artık lezzeti de kalmadı hiçbir şeyin diye mi yakınıyorsun?
homurdanıp da somurtuyorsun ne zamandır?
duyuyorum seni ben; kusmalarını, küfürlerini, bangır bangır-
sabrım taşıyor, yüreğim kaldırmıyor da sen hala bakınıyorsun.
tut sözümü sen, durma, otur kendin karar ver neden sakınıyorsun?
tombul bir kurbağayı tut ayağından çekinmeden midene daldır,
hem de pek çabuk ol, tıka burnunu, yum gözünü sonra başını kaldır!-

bu şıp diye kesecek hazımsızlığını, boşuna ıkınıyorsun.

Nietzsche
" bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir. "

Spinoza/ Kieslowski

" içimde dünyada yalnız olmadığıma dair bir his var. "

bu his beni hiç terk etmedi.
en avunulmaz anımda
elimde kalan tek şeydi.
derin bir inanç.
sapasağlam bir güven.
taa içimde hissediyorum.

ben bir şeyim.
benim içimde bir şeyler var.
kıpır kıpır.

kıpırdayan başka insanlar da var.
biliyorum.

bütün bunlardan, hiçliğin ortasına bir şey bırakacağım.
ve o, diğerlerini kendine çekecek yolu bulacak.
çünkü;
"bir bedenin neler yapabileceğini bilmiyoruz."

ve ;
dünyada ihtimaller ve karşılaşmalar kadar heyecan verici başka hiçbir şey yok.



11 Mart 2019 Pazartesi

Barrier

sağlıklı bir ruh hali nedir?
sadede gelebilme yeteneği sanırım.

8 Mart 2019 Cuma

Being

Hayatımda diyonizyan tarafımı serbest bırakma aşamasındayım.
Yıllar sonra ilk defa fark ediyorum ki ben üretememiş bir sanatçıyım.
Toplum kuralları, aile kuralları, sıradan ve vasat yaşanmaya alışılmış hayat örneklemeleri arasında kendimi sıkı sıkıya denetim altında tutma ihtiyacı hissetmişim.

Geçtiğimiz birkaç ay her zamankinden daha sancılıydı benim açımdan. Kendimi bildim bileli sorduğum ben kimim, neyim, napıyorum, ne istiyorum... soruları beni fena halde köşeye sıkıştırmıştı.
Aklım, içindeki sınırsız uzay boşluğunda dolanıp duran, birbiriyle temassız milyonlarca fikir kümesi ile doluyken tek bir cümle bile kuramaz haldeydim. bağlantısız kaldım. yaşamak için gerekli olan hayat enerjisini sağlayamıyor gibiydim.

Kendimi bütün bu sorulardan kaçmak için saçma işlere vurdum. Hayatımda önemli olan her şeyi bir kenara iterek saçma ve anlık hazlar peşindeydim. O ruh halini unutturacak bir şeyler aradım dışarıda.

Öncelikle, aradığım yer yanlıştı.
Sonra, sanırım "bıçağın kemiğe dayandığı" anlar aynı zamanda en iyi deneyim alanları. Deriye kazınan mesajları bu yolla alabiliyorum en azından ben.

Kendimi kaybettiğim bu dönemde peş peşe yaşadığım olumsuzluklardan sonra geçen hafta kendimi 4 günlüğüne eve kapattım.

Hayatım boyunca kendi iç güdülerimden, düşüncelerimden emin olamayıp koca dünyada benim bilgimin ötesinde olan her şeyi algılamak istedim. Her şeyin bilgisine ulaştıktan sonra, ancak bir kanıya varabilirdim çünkü hayat hakkında. Kendim hakkında.

Yanılmışım.

4 gün boyunca gece gündüz felsefe, mitoloji, sosyoloji, psikoloji okudum.

Aynı şeyi yapıyordum. Emin olamayıp bir cevap arıyordum.

Okuduğum şeylerin bana anlattığı aşağı yukarı şuydu: Benden yüzyıl önce yaşamış filozoflar, benim yaşamla ilgili duyumsadığım şeylerin aynısını söylüyordu bana. Sonra bu duyguyu başka tarih ötesinden gelen seslerle de pekiştirdim.

Hiçbir bilgim olmadan, hayat hakkında en başından beri duyumsadıklarım bugün dünyanın değiştiği bu noktadan bakınca, zeki adamların durduğu yere temas ediyordu. Ben zekiler tarafındaydım, oley.

Sorun bende değildi. Sorun diğer sıradan insanlardı. Onların alışkanlıklarına, önyargılarına ve yüzeyselliklerine sahip olmadığım için uyum sağlamaya çalışırken eğri büğrü bir varlık haline geliyordum.

Bıraktım.

Ben iyiyim.

Pek çok şey hissediyorum.
Pek çok şey düşünüyorum gün boyu.
Pek çok şey merak ediyorum, hem de ne kadar çok, deli olursun.
Pek çok şeyi anlamaya canla başla çalışıyorum.
Ve anlamaya çalıştığım şeyler benim için tam da anlamam gereken şeyler.
Robotik kalıpları ve önyargıları onların olsun.
Ben düşünmekten mutluluk duyuyorum.
İyi müzik dinleyince dünyalar benim oluyor.
Bir ağacın dalıyla kalbim çarpıyor.
Kedi patisi gülümsetiyor.

İçimden gele gele dolup taşıyorum.
Müthiş bir şey bu.
Bunca zaman bastırdığım ne varsa, hepsi muhteşem.

Kendimi nasıl hayatta hissedeceğimi buldum.

Kesinlik arayışı, sığ insanlar için, anladım.
Önemli olan cevaplar değil, sorular, bildim.

Dünya heterojen ve muazzam çeşitlilikte bir yer.
Bu çeşitliliği sadece kendi pencerelerimizden algılayabilme şansımız var.
Benim pencerem her geçen gün daha da büyüyor.
Sabit ve eski püskü çerçeveler yerine,
Gece avlanan kedi gözü gibi organik olarak genişliyor.

Hayat, bana geldiği gibi, hayatın içindeki o şeyler, bana olduğu gibi, aktığı gibi, çok güzel.

Hissettiğim, bildiğim, anladığım şeyleri paylaşabilme konusunda hep çok büyük bir istek içindeydim. En büyük sıkıntım buydu hayatta. Anlaşılmamak, Paylaşılmamak.

Ama ne biliyor musun, tamam sorun değil.

Beklentisizce üretime geçeceğim.

Hep heyecanlandığım gibi tesadüflere gülümseyeceğim.
Muhteşem değil mi, tesadüfler.

Diyonizyan tarafın korkutucu bölümlerinin farkındayım.
Ama benim ipini gevşetmek istediğim, daha çok yaratıcılık.
Olumlu - olumsuz gibi ikili ayrıştırmaların mantıklı yüzeyselliğine sığınmadan, ipleri yavaş yavaş bırakıyorum.

İmkansız olduğunu bile bile, her şeyi görmek, her şeyi duymak, her şeyi hissetmek, her şeyi içime çekmek ve yansıtmak istiyorum.

İmkansızlık kısmını dert etmeden, olabildiğince.

3 Mart 2019 Pazar

Lucky Moment

Kalabalık bir konser sonrası.
İlk sigarasını yaktı, havanın soğuk olduğunu henüz hissetmedi.
Öldüğünü bildiği bir sesin şarkısı çalıyordu kafasının içinde, sigara dumanını ağırdan alarak içine çekti.
Havaya üflerken, çekti gitti.


Powerful Words

Kıvılcım

2 Mart 2019 Cumartesi

Kutup Ayısı

Titreşimler.
Titreşen vızıltılar.
Ses gibi ama değil.
Yarılıp giden boşluklar.

Hangi parça üzerinde kaldın?
Eriyen bir buz parçasının üzerindeki kutup ayısı kadar yalnız mısın?

Yine de sana hep bağlantıda olduğunu hatırlatmak isterim.