4 Kasım 2012 Pazar

Göster Gününü

Hayatta bazen agresif olmak gerekir.

Şehir insanlarının çok da yabancı olmadığı bir kavram aslında agresiflik. Hayatta kalmak için kanlarında dolaşan yaşamsal bir sıvı gibi çünkü rekabet filan işte. Wild Life bebeğim.

Ama benim bahsettiğim...

İnsan bazen kendisine karşı da agresif olmalı. Çünkü insanın en büyük düşmanı da dostu da kendisidir.

Ben pamuk şeker olmayı hiç düşünmedim.

Hayatımın en çalkantılı 5 yılını geride bırakırken, olan bitene, bak bu da kronik diye üstüme yapıştırılıp bir de raporu verilen şeye, hissettiğim yoğun korkuya ve hayalkırıklığına verebileceğim en iyi yanıt dünyaya kızmaktı.

Bu süreç hayatıma öylesine yayılmıştı ki günüm otobüs bileti aldığım adamı azarlamakla başlayıp, kaplan gözlerle atılan sivri bakışlarla sonlanmaya başlamıştı bir dönem.

Sevgi ile iletişim kurabildiğim tek canlı türü hayvanlardı. - aslında insanlar konusunda optimum düzeye henüz erişemediğimi belirtmeliyim -


Ama işte her sürecin bir sonu oluyor. İnsan önünde sonunda, işte bir yerinde anlıyor.

Ben de anladım.

Asıl cepheler vücudumun içinde bir yerlerde. Öfke kamuflajının altında bir yerlerde saklı.

Hayatta korktuğum her şey,

Olamadığım her şey,

Yetindiğim her şey,

Umutsuzca arzuladığım her şey....

Ve ben... Aldığı saniyelik kararlarda tam bir fiyasko olan ben, anlamını kavradığım ve içselleştirebildiğim her konuda da bir o kadar ısrarlı ve kararlı olduğumu fark ettim bütün bu sürecin sonunda.

Şimdi, hala agresifim.
Öfkeden gözlerim parlıyor bazen.

Ve bu, bir insanın hayatı boyunca sahip olabileceği en büyük güç belki de.

Ve ben bu defa nereyi vurmam gerektiğini biliyorum.