30 Kasım 2009 Pazartesi

in the pines

in the pines, in the pines where the sun dont ever shine, i would shiver the whole night through.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Heidegger

"Yakına sesleniriz, çıkıp gelen uzak olur.
Biz yakını çağırırız; uzak , 'geldim' der."


"Meinen wir nahe, meldet sich feine. "

gibi bir şey.


" Oysa neşe ne denli neşeliyse, içinde uyuklayan hüzün de o denli arıdır. Hüzün ne denli derinse, içinde susan neşe de o denli yüksek sesle çağırır. Hüzün ve neşe birbirlerinin içinde oynaşırlar. İkisinin birbirlerine seslenerek uymalarını sağlayan oyunun kendisi de, uzağı yakın , yakını uzak kılan acıdır. Bu yüzden, ikisi , en yüce neşe de, en derin hüzün de -her biri- kendince acılıdır."

12 Kasım 2009 Perşembe

EMPTY

something has left my life
and i don't know where it went to
somebody caused me strife
and it's not what i was seeking.

didn't you see me, didn't you hear me
didn't you see me standing there

why did you turn out the lights
did you know that i was sleeping

say a prayer for me
help to feel the strength i did
my identity has been taken
is my heart breaking on me

all my plans fell though my hands
they fell
though my hands on me
in my obvious it suddenly seems
empty...

1 Kasım 2009 Pazar

Dönüşümsüzüz.

Her şey sabit. Her şey tutarlı ve her şey öngörülebilir.

Hayat, insanların sıradanlıkları içindeki sanabilitelerinden oluşuyor. Bunlara göre kurallar koyup yargıda bulunuyorlar. Çoğunlukla ölçeği tutturuyorlar ve genellemeler konusunda herhangi bir anlaşmazlık yaşanmıyor tekdüze,düz mantık seviyelerinde.

Ben ise çelişkili kalıyorum aralarında... Neyi, neden yaptığımı anlatmaya çalıştığım için kalbi kırılmaya hak kazanan oluyorum.Çünkü bu böyledir'cilerin "öyle" olan nedenlerine ve sonuçlarına uymuyor söylediklerim.

Ah... Bu böyledir'cilerden nefret ediyorum.

Onaylanabilir olarak ilerliyordum oysaki. Ne mutluyduk o zaman.... Ben iyiydim, güzeldim, düşünceliydim. Şimdi ise dünyanın en çelişkili çelişkisizliğiyle karşı karşıyayım.... Çünkü ben artık bencilim.

Bazen gerçekten de en uzak yol iki insan arasında oluyor, birbirini anlamayan. Biri anlayıp da yine de ulaşamıyorsa, bu daha çok acı olarak tanımlanıyor sanırım. - Ben tanımlayamadım. -

İnsanların öfkeli anlarına tanık olmak, o kişiyi öğrenmek demektir, bunu fark ettim. Hissiz bakışlara aşinayımdır ama bu gözler benim içimi üşütüyor...

Ne değişik yer -ler....

Burası.
Orası.

Ben diyorum ki: Bana "burası" değişik geliyor.

O diyor ki: Orası senin.

Ben diyorum ki: "bile"

O diyor ki: Gel

Benim evim yok.
Tanıdık olan bir yerde, tanıdık bir evde, tanıdık bir ateşin başında sabahlıyorum.

Neden anlamıyorsun ki...
- Hiçbir şey bilme, sadece anla. -

Ben "ordan" korkuyorum.

Ve bu mantıklı.
Ve bu arı.
Ve bu doğru.